Kafam çok karışık yazısı (iş/güç)


Çalışmak istememeyle ilgili son yazımın üstünden henüz 1 hafta geçmişti ki (her zaman başıma geldiği gibi) tam aksi yönde hayatımı şekillendirmeye başladım

Featured image

Bu fotoğrafı 2 hafta önce dileklerimden biri ‘sevdiğim bir iş bulayım’ olan Meryem Ana ziyaretimde çektim. Hayatımda gördüğüm en içten dilek bu.

.

Evde gerçekten keyif aldığım işlerle ilgilendiğim sıralarda da bir yandan iş bakıyordum, tabii çok da kendimi parçalamadan, zira bu cenneti anımsatan evci halin sonsuza kadar sürmeyeceği belliydi, muhteşem zengin ve bana destek olan bir ailem yok, zamanında yaptığım bir birikimim yok, ayrıca burası Türkiye, ne zaman ne olacağı hiç belli olmaz, kimseye yük olmayı da ben kendime yediremem, yani çalışmak en iyi güvence. Zaten maddi stres sebebiyle geçen zamandan da pek keyif alındığı söylenemez.

Bunları tabii ki kendim de farkındaydım. Muhtemelen hepimiz yaşamışızdır, konfora ve özgürlüğe alışmak diyebiliriz buna sanırım, hani bir süre sonra bu yukarıda saydığım hayatın acı gerçeklerine kulaklarımızı tıkarız ama farkında bile olmayız ya bir yandan. Öyle bir durum işte. İnsan nasıl para kazandığını, iş ve kariyer kapasitesini, sistematikliği unutuyor.

Malesef sadece toplumdaki saygınlık derecemiz ve maddi gücümüz ile tanımlandığımız modern hayatlarımızda, insanların karakterlerimiz, yeteneklerimiz, hayata bakış açımız ve fikirlerimiz yerine öncelikli olarak mesleki başarılarımıza önem vermelerine ve ona göre yargılamalarına şaşırmamalıyız. Tabii ki sevdiği işi yapanlar ve yetenekli olduğu alanlarda çalışma şansına erişmiş kimseleri ayrı tutuyorum. Lütfen ne kadar şanslı olduğunuzu unutmayın.

Şimdiye kadar çok iyi maaşlı ama manevi olarak tatmin etmeyen ya da yorgunluktan bayılma aşamasına getireninden, düşük maaşlı ama beni çok iyi hissettiren işlere kadar tutun, çeşitli sektörlerde yaşadığım tecrübelere dayanarak kendimce bir ‘iyi iş’ tanımım var.

Hayallerimdeki iş tanımı değil, işkenceye dönmeyen iş.

İdeal iş (bana göre) öznel tatmin, maddi tatmin ve güven duygusunun dengede durmasıyla ortaya çıkıyor. Bu 3 maddeyi açacak olursak:

Öznel tatmin ile yeteneklerimizin bir işe yaraması ile kazanılan para ve safedilen eforun boşa gitmeyişini görmemizle sağlandığına inanıyorum. En tembel insan için bile şu bir gerçek ki, işe yaramak insanı her zaman iyi hissettirir.

Maddi tatmin, herhalde bu maddeyi açıklamama gerek yok… Kimse kirasının 3/4’ünü karşılayabildiği bir işte ne kadar iş bitirici olursa olsun asla mutlu olamaz. 4 yıl üniversite, kolej, bir sürü yabancı dil…Bunların maaşı bu değil düşüncesi insanı ‘bni kullanıolar’ gibisinden ergen triplere sokuyor. Bunu yaşamak için biraz yaşımız geçti sanıyorum.

Güven duygusu ise insanı pazar gecesinden başlayan pazartesi sendromuna karşı koruyan bir kalkan niteliğinde, iş yerinizdeki insanlarla olan diyaloğunuz, mutluluğunuza çok büyük bir etken. Malesef bu çok mesele para, hırs ve kariyerse çok zor bulunan bir duygu. Mobbing’den dedikoduya, birbirinin arkasından kuyusunu kazıp yüzlerine gülenlere kadar malesef çoğu iş yerinde çalışan psikolojileri konusunda kan gövdeyi götürüyor. Halbuki nsan kendini güvende hissetmediği sürece ne kadar verimli ve mutlu olabilir bilemiyorum Altan. Belki de bu sebeple verimli çalışan değil, kartlarını iyi oynayan kazanıyor. Bu güzel ders için teşekkürler Frank Underwood.

Çoğu işyerinde bu dengeler asla birbiriyle denk değil malesef, en şanslıların bile terazileri inişli çıkışlı. Maddi yönden tatmin olanlar, kapalı kapılar ardında dönen işler yüzünden sıkıntıda, öznel tatminlerini dolu dolu yaşayanlar ise çoğunlukla maaştan yana mutsuz.


Gerçekten kaç yaşına geldiğimin farkında olmayışım yüzünsen mi, hayatım boyunca her istediğimi yapabilme özgürlüğüne alışmamdan mı yoksa ayran gönüllülüğümden midir bilemiyorum, hangi iş bana bu müthiş dengeyi sunacak sorusunu ne zaman kendime sorsam, içinden çıkılmaz bir kafa karışıklığı ile karşılaşıyorum.

Siz de benim gibi sürekli iş ilanı bakanlardansanız farketmişsinizdir, sanırım herkesin her işi yapabildiği bir dönemde olduğumuzdan dolayı, (hukuk, mühendislik, tıp alanları hariç) aynı mantıkla her işe her isim verilebiliyor. Tezgahtar demeye utanıldığından mı bilemiyorum, ne zaman bir mağaza personeli iş ilanı görsem satış temcilcisi, satış uzmanı, satış danışmanı, müşteri ilişkileri temsilcisi, sales zıbızıbı gibi adlandırmalarla karşılaşıyorum, ve kafam hiç olmadığından daha çok karışıyor.

Neyse yazıyı kafam kadar karmakarışık bir hale sokmadan bir çizgi daha çekeyim ve bir alt başlığa geçeyim sevgili okuyucu.


Üniversite’ye hazırlananlara ve kariyerine yeni karar vereceklere tavsiyeler

Bu cüreti kendimde neden gördüğümü bilmiyorum, ama 25 yıllık hayatımın yaklaşık 8 yılını on/off olarak farklı sektör ve pozisyonlarda çalışarak geçirmiş olan genç bir birey olarak, kendime kariyerim ve deneyimlerim açısından ‘keşke yapmasaydım’ ya da ‘keşke böyle yapsaydım’ dediğim noktalar var, sizinle de paylaşmak istiyorum. Size uyar ya da uymaz bilmiyorum, bu yazıyı kendi kendime konuşuyormuşum gibi yazdım zaten, maksat kafam boşalsın. Tabii olur da faydalanırsanız, kafa karışıklığınız bir nebze olsun rahatlarsa ya da belki ‘benim gibi bu konuda derdi olan da varmış, yalnız değilmişim’ dedirtirse ne mutlu…

Nosce te Ipsum – Know Thyself – Kendini Bil

Delphi’deki Apollo tapınağından aşina olduğum bu sözü keşke yıllar önce bir kenara not etseymişim. Ben iş dünyasını ve para kazanmayı hiç anlamamışım. Şimdiye kadar tek bir sektöre ve alana odaklanmak yerine yapabildiğim kadar çok departmanda gerektiği kadar tecrübe kazanmak bana mantıklı gelmişti, ancak sanırım öyle olmuyor. İş dünyası hayat tecrübesine değil, alanındaki tecrübelere bakıyor. Versatil olmanın önemi, olması gerektiğinden çok daha düşük. Tek bir yol çizmek gerekiyor, metin yazarlığıysa metin yazarlığı, ingilizce öğretmenliğiyse ingilizce öğretmenliği, en iyi ve en keyif alarak yaptığınız işi belirleyip o alana yoğunlaşmak en mantıklısı. Dünyanın en iyi firmasında alanınız dışında başarıyla yaptığınız bir staj, farklı bir alanda yaptığınız iş başvurusunda potansiyel işvereninize ne alaka dedirtebiliyor. Kendinizi, istediğiniz geleceği, yapmak istediğiniz işi, yeteneklerinizi çok iyi bilip onlara göre yolunuzu çizmek işinizi kolaylaştıracaktır. Farkındalık kazandırıyor.

Yapamadığın alanda okuma, sevmediğin işi yapma

İki tercihte de kaybeden sen olursun, ya hayatın zehir olur, ya da yapamadığın için yaşayacağın güvensizlik ve tatminsizlik seni boğmaya başlar. Başarının sırrı kesinlikle bireysel tatminden geçiyor, yaptığı işten gurur duyan biri kendini geliştirir, motive olur ve başarıya ulaşır. Kariyerinin başında öğrenmeye açık ol, maddiyata değil deneyime bak. Para için çalışma, motivasyon maddi olursa işin pek bir geleceği olmuyor malesef. İyi olduğun işten nasılsa para kazanacaksın. Zamanın varken alanında kendini geliştir.

İnsanlarla iyi geçin, networking hayat kurtarır, egonu evde bırak

Networking dediğimiz şey, ‘tanıdık’ ya da ‘çevre’ oluyor. Sözlükteki anlamı zaman zaman ‘fors’ ya da ‘torpil’ olarak da bulunuyor. Şu bir gerçek ki özellikle Türkiye’de işler ‘kıyak’ ile yürüyor. İster yüksek lisans ya da işyeri için referans olsun, ister mülakat olsun, başvurunda özgeçmişini en üste koydurmak için bile bazen bu ‘network’ e ihtiyacın olacak. İnsanlara iyilik yapmaya çekinmez, gönüllü olarak içten de bir şekilde ortalıkta gezersen dikkatleri üzerine çekersin. ‘Too cool for School’ diye düşünme, ‘uğraşamam’ deme, üşenme. Sahaya çık. Pulların dökülmez. Önyargılarından kurtul ve insanlarla iyi geçin.


Kendimi övmeyi severim ve bundan rahatsız olan olursa hiç rahatsız olmam, çünkü yapamadığım şeylerle övünmem. Bir şey ile övünüyorsam mutlaka güçlükle ve çalışarak başarılmış bir iştir. Özgeçmişim, deneyimlerim ve yeteneklerim ile ilgili de alnım açık bir şekilde övünüyorum. Ancak bunlar gördüğünüz gibi yeterli olmayabiliyor. Ülke’nin durumu vahim, ne zaman ne olacağı belirsiz, 5 yıl öncesi ile şu an arasında dağlar var, planlarım birbirine uymuyor. Özgürlük avantajlarıyla birlikte dezavantajlarını da getirdi.

Özet olarak demek istediğim şu ki, iyi bir okuldan mezun olmak, müthiş bir CV’ye sahip olmak hiç bir şeyin garantisi değil.

Tabii şöyle de düşünmek lazım, İzmir’de ikamet etmek de iş alanlarımı oldukça kısıtlıyor. Yine de yapanlar nasıl yapıyor. Herkes de aileden destek görüyor olamaz.

Neyse bu barbunyalı künefe karmaşıklığındaki yazımı sonlandırıyorum, baştan okuyup orasını burasını düzenlemek istemiyorum, aklımdan geçenleri olduğu gibi görmek için bir fırsat olur bana da bahaneyle. Stream of consciousness yaptım allahın izniyle. Consciousness’ı da bakmadan yazdım bu arada. Kıps.

İyi günler.

Featured image

 Kafa karışıklığımın görsel muadili don giyen bir unicorn ve köpeğim Picasso.

Berrak

Kafam çok karışık yazısı (iş/güç)” üzerine 8 yorum

  1. Berrak, izmirli bir yeni mezun olarak yazının herbir noktası sanki benim ağzımdan çıkmış bir konuşma gibi…
    Bende üstüne acaba yüksek lisansa başlasamda bu geçen ‘kendime göre iş arıyorum’ süresini en iyi şekilde değerlendiririm karmaşası var…
    hayatımda daha zor bir dönem olacak mı bilmiyorum ama bu kadar karışık bir dönem daha yaşayamam sanırım…
    iyiki böyle bir yazı yazdın gerçekten kendi duygularımın hiç tanımadığım birisiyle ortak olması duygusal açıdan ‘seni hissediyorum’ hissi yarattı
    neyse uzatmıyayım selam olsun sana berrak

    Beğen

    • Evet değinmeyi unutmusum o hengamede bir de yuksek lisans karmasasi var. Bende de ayni sorun. Simdiye kadar nasi hep is bulabildim okurken, su an mezun halimle nasil bulamiyorum cidden inanilmaz. Bu sorun gercekten izmir agirlikli bir sorun o konuda hemfikiriz. Dert etmeyelim eninde sonunda cozulecek bunlar ama arada gecen zaman buyuk bir sabir testi.
      Opuyorum tesekkur ederim yorumun icin.

      Beğen

  2. Ne desem, nasıl anlatsam. Adanadan İzmir e uçup alnından öpsem mi? Uzun zamandır yaşadıklarımın/hissettiklerimin kendimi anlatma özürümden dolayı ne ailem ne sevgilim ne de dostlarım farkında. Eğer maddi sıkıntılar baş gösterdiyse ve önceliğin iş ise yüksek lisansın da bu manevi çöküntüyü kurtardığı söylenemez. Üstelik Adana da iş için oldukça kısır bir şehir. Ama saplanıp kaldım!

    Uzatmadan, anlatamadıklarımın tercümanı oldun Berrak. Bunu sevdiklerime okuyacağım. Teşekkürler 😘

    Beğen

  3. Selam Berrak! ben de seninle aynı durumdan müzdaribim. yakın zamanda yaklaşık 20 kilo verdim diyet ve sporla, çocukluğumdan beri aşırı kilolu biriydim. neyse, ama şu an işsizlik sebebiyle bir türlü gerekli motivasyonu bulup boğazımı tutamıyorum. aşırı depresif değilim ama ne yapacağımı bilemez bir haldeyim. yaa şu pastayı da yiyeyim, şu dürümü de gömeyim spor yapar telafi ederim diyorum. yaptığım spordan sonra iki katını yiyorum. şu an vermem gereken 7-8 kilo var. bir aşağı bir yukarı inip çıkıp duruyorum ama bir türlü kendimi toparlayıp gaza gelemiyorum.

    offf neyse çok konuştum, amacımaşağı yukarı aynı şeyleri yaşadığımızı anlatmaktı 🙂 eminim o motivasyon bi gün geri gelecek 🙂

    Liked by 1 kişi

    • Çok teşekkür ederim yorumun için öncelikle. Tahminlerime göre iş bulduğumuz zaman düzenimiz yerine oturacak geri geri, bu sefer gönlümüzce iş hayatımıza sallamaya başlayabileceğiz hahaha

      Beğen

  4. Bu yazını alıp her yerde “aha işte onca senedir size anlatamadığım durum bu.” diye yakın çevreme okutsam artık beni anlarlar diye düşünüyorum.
    Hele ki şu kısmın “Gerçekten kaç yaşına geldiğimin farkında olmayışım yüzünden mi, hayatım boyunca her istediğimi yapabilme özgürlüğüne alışmamdan mı yoksa ayran gönüllülüğümden midir bilemiyorum, hangi iş bana bu müthiş dengeyi sunacak sorusunu ne zaman kendime sorsam, içinden çıkılmaz bir kafa karışıklığı ile karşılaşıyorum”
    Berrak her gün bir yeni stres yaşadığım işimden, ne yapmak istediğimi bir türlü bilmeyişimden, yaş 25i geçiyor bu saatten sonra benden bi bok olmaz söylemlerimden ve başvurduğum işlerden geri dönmeyişlerden öyle yıldım ki. içimde -önceden- yaşadığım “bi gün kırılma noktası yaşayacağım iş hayatımda, biliyorum.” diye kendimi avuntumu da kaybedince ne yapacağımı bilmez bir duruma düştüm.

    Beğen

    • sanırım biraz kararlı olmak gerekiyor, bir kitapta okumuştum ‘yaptığınız işin sizi mutlu edip etmemesini düşünmezseniz işiniz çok daha kolay olur’ gibisinden bir şey diyordu yazar. Bir de ben erken yaşlardan beri çalışıyorum bu da beni yıldırmış olabilir, tek bir sektöre bağlanmadığıma çok pişmanım. Yorumun için teşekkür ederim umarım güzel günler görürürüz kariyerimizde.

      Beğen

yorumunu paylas!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s