işsizlik ayrı bir problem, iş aramak apayrı…


Şimdi başlığı okuduğunuzda bu kıza da yaranılmıyor diye düşünebilirsiniz, halbuki anlatacaklarım bambaşka.

Aslında anlatacağım spesifik bir şey yok yine içimi dökmeye geldim, son işsizlik ve kilo alma isyanlarımdan sonra hayatımda kısmen de olsa düzene sokabildiğim konuları sizinle paylaşmak istiyorum. Hep ağla, şikayet et, zırılda olmaz biraz da yüzümüz gülsün ayol.


Featured image

Sonuç olarak Banksy bile yakalandı, o bile istediği işi yapamıyor…

Hayatımda her zaman olduğu gibi önce dev bir durgunluk ve sessizlik yerini ardından gelen inanılmaz yoğun bir tempoya bıraktı. Neredeyse 3 ay boyunca bir tek iş görüşmesine bile çağrılmadım, tek bir proje teklifi bile almadım ve ardından olan oldu. Şu an hiç bir şeye yetişemiyor gibi hissedip bütün gün o iş görüşmesinden diğer bir görüşmenin 2. ayağına, oradan proje yazmaya ve ekip kurmaya, oradan da kalkıp başka bir mülakatın 2. ingilizce ayağına yetişiyorum. Eve geldiğimde pestilim çıkmış, muşmula gibi koltuğa devrilmiş blogla ilgileniyor oluyorum, genelde yemek yapmaya bile halim olmuyor, ev deseniz ahıra döndü…

Bu yoğunluk eskiden olsa hoşuma giderdi, ancak uzun süredir bir maaşım olmadığından mı yoksa hala çalışma hevesimin yerine gelmemesinden mi bilemiyorum, şu son 2 haftadır yaptığım görüşmeler, planladığım projeler ve sunduğum sunumlar için birinin bana para vermesi gerektiğini hissediyorum. Çünkü işe başlamadan yoruldum bile, ayrıca iş görüşmesi adı altında insanlara marka ve medya danışmanlığı yapmak biraz sinirimi bozmaya başladı.

Neyse ki bu konuda kendimi artık geri çekebiliyorum, eski saftirik halimde olduğu gibi projelerimi, planlarımı en ince detayına kadar anlatmak yerine başlık başlık veriyorum, hızlı konuşma kabiliyetim sayesinde de şöyle kabataslak bir fikir verip anlaşma üstüne proje bebeklerimi hayata geçiriyorum.

Bir iş görüşmesindeyken sürekli aklıma, onların beni seçmesi kadar benim de onları seçiyor olmamın önemli olduğu geliyor, özellikle İzmir gibi iş konusunda kısır bir şehirde de olsam, iş potansiyeli az da olsa, asla sadece kendimi ve yeteneklerimi pazarlamak ve para kazanmak için bir mülakatta saçımı başımı yolarak iyi örnek olmaya çalışmayacağım. Dediğim gibi, ki bu herkes için geçerli, nasıl ki siz bir işyerini etkilemek istiyorsunuz, işyeri de sizi etkileyip işe almak için uğraşmalı. Zaten bizim yıllarca okullarda ter dökerek, stajlarda deneyim kazanarak yaptığımız, ilerde çalışacağımız firma ve işverenleri etkilemek, firma için değil o firma ile birlikte başarılı olmak değil mi? Aynı şekilde iş yeri de hakkımızı verecek ve içimizdeki en iyi potansiyeli çıkaracak ortam sağlayacağı konusunda bizi etkilemeye çalışmalı. Bu konuda firma ve çalışanı eşit görüyorum. Tabii bu dediklerim kalifiye elemanlar için bir kısım daha geçerli, her ne kadar yeni mezun ve deneyimsiz elemanın apayrı bir değeri olsa da, bunu çoğunlukla görmezden geliyorlar. Bambaşka bir konu…

Yeni mezun ve deneyimsiz elemanlara verilen asgari maaş gerçekten hüzünlendirici, insana şirketin gelecek yatırımı olarak bakmak yerine, direkt kar getiren birey olarak bakması zaten başarısızlığa bir reçete, bana kalırsa. İşin aslı kimse iş ve düzen değiştirmek istemez, ve kimse hayat standardını düşürerek mutlu bir şekilde çalışmaz. Şirketin alacağı ve eğiteceği o genç birey, daha yaşanabilir bir maaşla başladığı işinde eminim ki öğrenme ve adaptasyon sürecini de ister istemez kısaltacaktır, başarılı olmak isteyen herkes gibi aldığı kadar vermek de isteyecektir.

Çok mu ütopik bir düşünce ve felsefe içerisindeyim bilmiyorum ama, insan hayatının, en azından günlük bazda hayatının en değerli vakitlerini yıllar boyunca bir yere adayacaksa, tam zamanlı işlerin en az 8 saat oluşundan bahsediyorum, iki tarafın yani işveren, çalışan ve firmanın da mutlu ve tatmin olması gerekiyor.

Bugünlük bilinç akışı seansımın sonuna geldim, dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

Sevgiler,

-Berrak

işsizlik ayrı bir problem, iş aramak apayrı…” üzerine 4 yorum

  1. O kadar iyi anlıyorum ki..

    İngilizce öğretmenliği mezunuyum ve öğretmen çok kolay iş bulmama rağmen hep ucuz işçi olarak çalıştım. Bırak hobilerime para ayırmayı, ev geçindiremeyeceğim kadar maaşla çalışmak zorunda kaldım. Sabredeyim dedim olmadı. KPSS desen depresyon sebebim.

    Şimdi alakasız bir işte çalışıyorum. Evde boş boş oturmaktan bunaldığım için. Maaşım yine ucuz işçiden hallice. Bir şeyler öğrenip daha iyi maaş alabilmek için çırpınıyorum resmen ama nafile.

    Arada ek çeviri işi falan yapayım diyorum, denk gelirse o ayı çıkartabiliyorum.

    Sonra elemanlar niye isteksiz çalışıyor..

    Beğen

  2. kesinlikle katılıyorum. umarım yeni mezunların hepsi “ben zaten bir şey bilmiyorum o yüzden ne verilse razı olayım” sendromundan kurtulur ve daha fazlasını ister.

    Beğen

  3. Berrak ileride düşündüğüm için, senin de fikirlerini çok mantıklı bulduğum için sormak istiyorum. Yanlış hatırlamıyorsam akademik kariyer düşünüyordun vaz mı geçtin? Çünkü not ortalamanın da yüksek olduğunu hatırlıyorum tweetlerinden. Eğer seni vazgeçiren ve özel olmayan bi sebepse paylaşabilir misin? Inşallah işinde tahmin bile edemeyeceğin kadar mutlulukla çalışırsın!:)

    Beğen

yorumunu paylas!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s