Edebiyat mezunundan temiz kullanılmış favori kitap listesi


Merhaba,

Uzun süredir bu işi erteliyorum zira upuzun bir yazı olacağından endişeliyim. Edebiyat konusunda oldukça hassasım, her kitabı okumam, okuduklarımı sahiplenirim. Konu kitap olunca nedense hassaslaşıyorum, hatta eskiden, atmıyorsam ortaokul, lise zamanı, işi abartıp sevdiğim kitapları layık görmediğim kimseler okuduğunda göz devirir ve ‘sen değmezsin…..’, ‘sanki anladın da…’ gibi nefret dolu iç sesimi bastırmaya çalışırdım.

Neyse ki o huyumdan kurtuldum ve çevreme de kitap tavsiye etmeye başladım, ergenliğin getirdiği korkunç hormon patlamasının sona ermesiyle birlikte.

O halde listemize geçelim.


J.D Saliger – Tüm eserleri

Özellikle ergenlik dönemimde cümle cümle ezberlemişliğim vardır çoğu eserini. En bilinen eseri Çavdar Tarlasında Çocuklar, ya da eski adıyla Gönülçelen tabii ki benim de favorim ancak Franny ve Zoe, Yükseltin Tavan Kirişini Ustalar ve tabii ki müthiş kısa hikaye kitabı 9 Öykü kesinlikle okunmalı. Zaten başlasanız duramazsınız. Akıcı dili ve anlaşılır üslubu ile en karışık duyguları ifade edebilen bir usta kendisi.

Çavdar Tarlasında Çocuklar, Caulfield isimli bir gencin ergenliğinde yaşadığı problemleri, kafasından geçenleri, davranışlarına olan etkisini kendi ağzından anlattığı bir hikaye. Dünyanın en çok okunan çağdaş amerikan romanları arasında olan bu kitapta muhtemelen siz de kendinizden, varoluşunuzu sorguladığınız dönemlerinizden bir parça bulacaksınız.Featured image

Yazarın kendisinden bahsetmek gerekirse, Jerome David Salinger nev-i şahsına münasır bir kişilik olma konusunda çığır açmış kimselerden. Zira kendisi eserlerini yazdıktan sonra tamamen ortadan kayboluyor ve kendini çok iyi bir şekilde gizliyor. Hakkında çıkan spekülasyonların sonu yok, kızının ifadelerine göre ailesi üstünde garip medikal deneyler yapmış, işkenceye varan davranışlarda bulunmuş. Bu kadar duyarlı bir adamın bu hallerini okumak da oldukça tüyler ürpertici gelmişti bana. Eserlerinin yanısıra kendisini de araştırmanızı tavsiye ederim.Featured imageF. Scott Fitzgerald – Muhteşem Gatsby

Filmini izlediniz diye kitabı okumuş saymayın lütfen zira Muhteşem Gatsby bana göre dünya üzerinde yazılmış en incelikli romanlardan biri. Kitabın derinliğinin yanısıra betimlemeler ve metaforlar o kadar özenli ve ince ince işlenmiş ki insan etkilenmeden edemiyor. Konusunu biliyoruz, sonradan zengin olmuş idealleri ve sevdiği bir kadın olan Jay Gatsby’nin hikayesi. Ancak bu aslında bir aşk romanı değil, satırların arasına iliştirilmiş dev bir amerikan tarihi, toplumun psikolojik analizi ve sosyolojik problemler var. Amerikan rüyasının yanlış anlaşılması, Thoreau ve Emerson’ın Amerika için hayal ettiği ve yarattığı naturalizmin üstünün plastik ve süslü kapitalist pırıltılarla örtülmesinin hikayesi bu.Featured image

Karısı Zelda Fitzgerald ile, ki kendisi de çok iyi bir yazardır, yaşadıkları abartılı hayatla, jazz döneminin alkol ve lüks içersinde kaybolan jenerasyonun iki değerli üyesidir F. Scott ve Zelda Fitzgerald. Post-war döneminin kafa karışıklığını daha iyi anlatan bir roman bulabileceğinizi sanmıyorum.Featured image

Kurt Vonnegut – Tüm eserleri

‘Hayatın boyunca sadece tek bir yazarın kitaplarını okuyabileceksin, hemen seç’ deseler hiç düşünmeden Kurt Vonnegut’u seçerdim. Hayatımda okumaktan en keyif aldığım ve insan olarak en sevdiğim yazar (o kadar çok okudu ve araştırdı ki kendisi ile tanışık hissediyor) açık ara farkla Kurt abi. 2010 yılında kaybettiğimiz Vonnegut Amerikan edebiyatının son dönem (50ler sonrası) incilerindendi. Aynı anda hem karın ağrıtacak kadar komik, hem kara kara düşündürecek kadar zeki, hem de doğduğunuz çağa lanet ettirecek kadar hiciv dolu eserler yazdı kendisi. Savaş deneyimi olan ve 2. dünya savaşında Almanya’da saflarda tüfek tutan hümanist ve duyarlı Kurt Vonnegut, yaşadığı dönemde başına gelen talihsizlikler, zamanın zorlukları ve duyarlılığı ile edebiyat dünyasına bambaşka bir soluk getirdi.Featured image

Tavsiye edeceğim romanları, tüm eserleri tabii ki ancak biraz daha daraltmak gerekirse, Şampiyonların Kahvaltısı, Mezbaha no. 5, Otomatik Piyano ve  Titanların Sireni. Featured image

Alaycı dili, ciddi ve dramatik konuları kara mizahla süslemesi, yalın ama zengin dili ve canı istediği gibi çizimlerine de yer veren kitapları sanıyorum hoşunuza gidecektir.Featured image

Philippe Djian – Betty Blue

Açıkçası yazarın diğer eserlerini okumadım, kendisini de pek araştırdığım söylenemez. Bu kitabı geçen sene okudum ve okuduğum günden beri arada sırada aklımda sahneleri canlandırıyorum. Çarpıcı ve cüretkar bir hikaye, oldukça çağdaş ve biraz da yeraltı. Betty Blue kitabın baş kahramanının adı, neşeli, eşit coşkuda sinirli, sağı solu beli olmayan, hayat dolu bir kız.

Kitabın anlatıcısı ise sevdiği adam. Yazar olan ancak yazdığı kitabı yayınlamaktan korkan, sonunda kaderini iteleyerek de olsa gerçekleştirmek için, sevdiği kadının desteğiyle hayata başkaldıran biri. Tepkili, yaralayıcı, yaralayan karakterler. Hayatın zorlukları, aşkın ve evliliğin aynı şey olmadığını, pembe mükemmel dünyanın olmadığını tutkuyla anlatan bir kitap. Aşırı sürükleyici bir anlatımı var ve insanın üzerinde büyük etki bırakıyor. En azından benim bıraktı, sanıyorum ki seversiniz.Featured image

Oscar Wilde – Dorian Gray’in Portresi

Sosyal medya geyiklerinin vazgeçilmez prensi, estetisizmin yaralı eşcinseli Oscar Wilde, aslında çok iyi bir oyun yazarı da olsa kendisinin bir adet de romanı mevcut. Kendisinin tek romanı, konusu en eski hikayelerden biri aslında, sonsuza kadar genç ve yakışıklı kalmak için ruhunu şeytana satan, egoist ve hedonist bir şerefsizin hikayesi. Bu klasik hikaye nasıl kült bir romana dönüşüyor, tabii ki Oscar Wilde’ın müthiş paradoks, ironi ve deyimlerle dolu anlatısıyla…Featured image

Bu kitapta hayat, ahlak ve sosyal ortamlar hakkında aklınıza gelebilecek, her hisse tercüman olacak deyim ve tespitler bulacabilirsiniz.Featured image

Boris Vian – Günlerin Köpüğü

Abarmak gibi olmasın ama dünya üzerinde çok az sayıda kişi Boris Vian kadar yetenekli ve yakışıklıdır bana göre, aynı şekilde kaderi bu kadar karanlık olan da pek yoktur gibime geliyor. Dönemin karışıklığı sebebiyle yazdığı kitaplardan, söylediği şarkılara kadar uzun bir yasaklanma talihsizliği döngüsüne girmiştir. Müzisyen, oyun ve kitap yazarı, eleştirmen, çevirmen, gazeteci, mühendis…Üstelik çok da yakışıklıymış.Featured image

Günlerin Köpüğü çok sürreal bir roman, yani herkesin ilgisini çekmeyebilir. Kitap çoğu dönemde sıkışıp kalmış, eli kolu bağlı yazarın yaptığı gibi gücünü karmaşa, depresyon ve zor dönemde yaşanan romantik bir ilişkiden bahsediyor. Anlatması gerçekten güç, ancak özetle bahsetmek gerekirse, zengin bir adamın (Colin) aşık olup evlenmesi, bir yandan da arkadaşı  Chick’e sevdiği kızla evlenmesi için varlığının yarısını vermesini anlatıyor. Yani aslında iki genç çiftin evlilik yolculuğu ve evlendikten sonra yaşanan maddi imkansızlıklar romanın ana konusu. Colin’in karısı Chloe’nin hastalanması ve Chick’in bir yazara olan takıntısı ile aşk ve tutku yerini maddi imkansızlıklar ve karmaşaya bırakıyor . Bu kadar basit değil çünkü kızın hastalığı göğsünde bir zambak çıkması, tek tedavisi etrafını çiçeklerle donatmak. Chick’in takıntı yaptığı yazar ise Jean-Sol Partre (doğru duydunuz), çok ünlü bir yazar kendisi tahmin edileceği üzere, ve Chick kendisinin tüm eserlerine sahip olabilmek için karısı Alise ne derse desin paralarını kitaplara yatırıyor. Devamını anlatmayayım ancak işler git gide karışıyor bu noktadan sonra.Featured image

Jean-Paul Sartre – Çıkış Yok & İş işten geçti

Boris Vian‘ın Jean Sol-Partre‘ından gerçek Sartre’a geçiş yapalım. Hacettepe’de Fransız dili ve edebiyatı okurken Sartre’ı baya bi takıntı haline getirmiştim. O zaman daha 19-20 yaşlarındayım ve haliyle varlığımı sorgulamam hala bitmemiş. Ünlü romanları Sisyphus ve Yabancı‘dan ziyade benim favorim her zaman Çıkış Yok isimli oyunu olmuştur. Zira kara mizah’a bayılıyorum, ve bu kitap komik olduğu kadar ciddi de.Featured image

Hikaye şöyle, 3 kişi ölür ve cehennemin bir odasına kitlenir. Birbirlerini kendilerinin yansıması olarak görmeye başlar ve birbirlerini deli ederler, cehennemdeki cezaları birbirlerini, kendilerinin yansıması olarak gördükleri halde farkında olmadan sonsuza dek çekmek zorunda olmaktır. ‘Bana gelen sana gelsin yar’ bedduasının vücut bulmuş hali yani. Sartre’ın çoğu zaman yanlış anlaşılan ünlü sözü ‘l’enfer c’est les autres’ yani ‘cehennem başkalarıdır’ işte bu oyunda geçiyor. Her insanın cezası aslında kendisidir yani. Biraz empati yapalım…Featured image

İş işten geçti ise başka bir eseri, onun konusu da çok enteresan, şöyle ki ölüm sonrası tanışan iki kişi birbirlerine aşık olur, ve dünyaya dönmelerine tek bir şartı yerine getirmeleri durumunda izin verilecektir, her şeyi askıya alıp 24 saat içinde gerçekten tutku ve aşkla tam bir uyum içerisinde sevişebilirlerse… Sahne sahne anlatılan hikaye çok uzun değil ama oldukça ilgi çekici.

Kazuo Ishiguro – Beni asla bırakma

Distopik eserlere olan ilgim tartışılmaz, böyle olunca en azından bir tane listeme ekleyeyim dedim. Bu kitabı bitirdiğimde insanlığın bu boyuta gelmesinin ne kadar kolay olduğunu düşünüp epey tedirgin olmuştum. Kitabın konusu uzak bir köyde beslenen çocuklar. Beslenen diyorum çünkü bu çocuklar özel olarak üretilen, ailesi olmayan, sağlıklı olmaları en büyük öncelik tutulan ve ihtiyaç dahilinde organları alınarak sigorta sahiplerine verilen çiftlik çocukları. Fakat yetiştirilme esnasında bu tabii ki onlara söylenmiyor, onun yerine özel oldukları, herkesten üstün olduklarıdikte ediliyor. Hikaye çocukların bunu farketmesi ve daha sonra başlarına gelen hüzünlü olaylarla devam ediyor.Featured image Epey spoiler dolu bir özet geçtim ama önemli olan zaten bu değil, o kadar sürükleyici ki spoiler vermemin bir anlamı olmayacak.

Featured image


Favori kitaplarım sorulduğunda aklıma gelen ilk isimler bunlar. Daha da var tabii ama onları başka bir posta saklayalım. Şu an ne okuduğumu soracak olursanız Neil Gaiman‘ın Good Omens‘ini okuyorum.

Sizin ara sıra karıştırmaktan hoşlandığınız favori kitaplarınız hangileri?

Edebiyat mezunundan temiz kullanılmış favori kitap listesi” üzerine 7 yorum

  1. Yanlış mı anladım acaba diyerek bir kaç defa okudum ama doğru anladığıma ikna oldum. Yabancı ve bahsettiğiniz Sisyphus un Sisyphos Söyleni olduğunu varsayarak bu kitapların Sartre’ a değil yine başka bir Varoluşçu Fransız yazar olan Albert Camus’ a ait olduğunu söylemem gerek. Onun haricinde çoğu kitapta hemfikiriz. Bir de Fransız edebiyatı üzerine Ingiliz edebiyatı okumanız beni de ideallerimi başarma konusunda tekrar heyecanlandırdı. Teşekkürler.

    Liked by 1 kişi

  2. Bu Kitapları orjinal dilleriyle mi okudunuz yoksa çeviri olarak mı ? Güzel bir liste alınacaklar listesine yazdım çoğunu 🙂

    Beğen

yorumunu paylas!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s