Hayatımın en saçma iş görüşmesi hikayesi


Bu yazıyı paylaşarak muhtemelen gelecek iş başvurularımın dahi kapısını kapatmış olacağım ancak yazmadan edemeceğim, kim googlelarsa googlelasın umrumda değil, çok tatsız bir mülakat yaşadım, terbiyesizlik uç sınırlarda yaşandı, iş etiği ağladı, insan kaynakları departmanları bir bir yas ilan etti…

Yaklaşık 1 ay önce bir iş görüşmesine gittim, üstelik iş aramıyordum bile. Saolsun cv’mi gönderdiğim arkadaşlarımdan birinin firması beni uygun gördükleri, iyi bir firmanın giyim departmanı asistanlığı için, Bulats sınavına davet ettiler. Bulats kapsamlı bir business english sınavı, bana zor gelmedi, iyi geçti.

2. görüşmeye çağırıldım. İnsan kaynakları uzmanıyla karşılaşacağımı düşünürken, pozisyonun eski sahibi, şimdi terfi almış tabii, beni görüşme odasına aldı. Aslında iyi de oldu, işi kendisinden öğrenmek çok daha faydalı olur diye düşündüm, zira oldu da. Asistanlık dedikleri iş haftalık 200 sayfa çeviri ve zor bir departman Ceo’sunun özel asistanlığını da kapsıyormuş. Departman Ceo’su da neyse artık, resmen element uydurmuşlar… Hatta kendisi gayet samimi bir şekilde asistanlığını yapacağım kişinin zor bir kadın olduğunu da söyledi. Zorluğu önemli değildi, zaten yeterince sabırlı bir insanım yapı olarak. Ancak ağzından kaçırdığı bir şey daha vardı ki, o da işin yurtdışı tanımının aslında çevirmen oluşuydu. Buna da şaşırmadım tabii ki, ülkede iş başlığını genişletip köle gibi çalıştırmak kronik bir rahatsızlık resmen. Akıllı firmamız, asistan ve çevirmeni birleştirip çakallık yapmış, ona da saygı duyuyorum. Nasılsa çeviri yapabileceğim bir iş, özel sigorta ve ssk’ım yatması, ayrıca düzenli ve kurumsal bir işimin olması hayali gözlerimi kamaştırıyor. Çok istediğimden değil, geleceğim için kendimi güvence altına alma zorunluluğumdan.

Kendisiyle görüştükten yaklaşık 1 hafta sonra, zira araya yılbaşı girdi, beni tekrar aradılar. Bu sefer son görüşme için asistanlığını yapacağım yönetici ile görüşeceğim bildirildi. Tüm görüşmelere 1.5 saatlik yağmur çamur allahın unuttuğu yere gittiğimi belirtmek isterim çünkü işler birazdan çirkinleşecek. Allahıma bin şükür özgüveni yerinde ve sakinliğimi koruyabilen bir insanım, şayet ki öyle olmasaydım o odadan küfürler savurarak ya da ağlayarak çıkardım.

Yöneticimiz, Hadise Hanım diyelim biz şimdilik, ışın karaca tipli cabbar bir hanım. Aşırı hırslı ve çevresine göz açtırmayan biri olduğu kesin. Kendimden bahsetmemi istedi, bahsettim. İş tecrübemden bahsetmemi istedi, o da tamam. Zaten o kadar alışmışım ki iş görüşmesine gitmekten, artık ses tonumda işlerin sıralamasına, teatralliğine kadar adeta şiir gibi anlatıyorum. Açıkçası şimdiye kadar etkileyemediğim işveren de olmadı, tecrübelerimin arasında müthiş firmalarda güzel pozisyonlar var, kendimi de iyi ifade edebiliyorum çok şükür. İşin herhangi bir taraf sebebiyle olmadığı durumlarda, maaşı ya da koşulları beğenmedim, ya da cidden benden beklenen işten hiç anlamıyordum.. Featured image

Görüşmenin ortasında ‘Annen, baban ne iş yapıyor?’ sorusuyla önce bir sarsıldım. Aslında ‘bu konunun iş ile ilgisini anlayamadım?’ gibisinden bir kontra yapmam gerekirken ailemin mesleğini söylerken buldum kendimi. Hatta babamdan bahsetmemem dikkatini çekmiş olacak ki o konuya da parmak basıldı. Hata. Sanki karşısında 35 yaşında biri olsa o soruyu sorabilecekmiş gibi ilk hadsizliğini bu soru ile yaptı Hadise Hn. . ‘senin yaşın kaç?’ sorusuyla ise olayı bir üst boyuta çıkardık. 26 cevabını alınca önce bir sarsıldı ancak hemen toparlanıp ‘ben senin yaşındayken müdürdüm’ cevabını verdi. İşte o an ‘Aa kimin tanıdığıydınız?’ demem gerekiyordu sanırım ama bir şansı da kaçırmıştım. Cv’mde gördüğü büyük tütün firması deneyiminden etkilenmiş olacak ki, kendisi de çok iyi firmalarda çalıştığını belirtti ancak isim vermedi. Şaşırmadım. Ailemin boşanmış olduğunu öğrendiği an görüşme sonunda patlatacağı bomba üstüne çalışmaları başlatmıştı sanırım. Kendisi bana ‘ben senin ablan hatta annen yaşındayım bak sana bir kaç öğüt…’ ile cümleye başladığı an annemin beni 15 yaşında doğurmadığını söyleyecektim ki vazgeçtim. Cümlesine şöyle devam etti, ‘hayatta mutlu olacağın 3 şey vardır, aile, iş ve eğitim… senin aile durumların zaten sıkıntılı o yüzden işine odaklanmalısın ve hemen yolunu çizmelisin…’ Kadın oracıkta beni dev bir travmalı ergen olarak lanse etmekten bir an olsun çekinmedi. Bir saniye bile düşünmeden üstüne vazife olmayan konulara dalmasını bırak, bu konu hakkında sonuca varıp tespit yapmaktan utanmadı bile. Hayatımda gördüğüm en büyük domuzluktu. Bu bir iş görüşmesi ve ben öyle bir şey olmadığı halde aile hayatımla yargılanıyorum. SEN KİM KÖPEKSİN DENSİZ diye çıkışmaktansa, sakinliğimi koruyup, dev bir gülümsemeyle ‘Yanlış anladınız sanırım, benim bu konuda hiç bir üzüntüm olmadı, tam tersine ailece çok pürüzsüz bir şekilde atlattık’ dedim. O anda neden ‘sizi hiç ilgilendirmez’, ‘bunun görüşmemizle bir alakası yok ve üstünüze vazife değil’ diyerek terslemediğimi bilmiyorum. Eve geldiğimde Mete’ye anlattığımda farkettim ki ben kendimi açıklamaya ve terbiyemi korumaya öyle alışmışım ki, orada oturduğum yerde elin vasıfsız, egoist itinin beni yargılamasına, hayatım hatta ailem hakkında fikir beyan etmesine izin verdim. Pişmanım. Yapmadığım şey değil cevap vermek, yapmalıydım.Featured image

Mülakat teknikleri amacıyla üstüme gelindiğini sanmıyorum, panik analizi gibi sikimsonik teknikleri var bu bildiğiniz densizlik. Şayet ki panik testi, sabır testi gibi bir şey yapmaya çalıştıysa da onların ağzına tüküreyim, o iş öyle olmuyor.

Kadınla görüşmem bittiğinde bana olumlu ya da olumsuz dönüş yapacağını, hala görüşmelerine devam ettiğini imalı bir ses tonuyla belirtti. Memnun olmasam dahi, kendisiyle tanıştığıma memnun olduğumu belirtip odadan çıktım. 3 hafta geçmesine rağmen olumlu ya da olumsuz bir cevap gelmemesi üzerine bu büyük terbiyesizliği yazıya dökme hakkını kendimde gördüm. 3 mülakata gittim, vakit ayırdım, terbiyemi bozmadım. Olumsuz da olsa dönüş almak benim en büyük hakkım. Yapılan terbiyesizlikler sadece bunlar değil, ama ben en can alıcı olanları yazmak istedim.

Kurumsal hayat midemi bulandırmaya devam ederken freelance işimin değerini bir kez daha anlıyorum. Hikayenin sonuna geldik sevgili sıcak mülakat hikayeleri okuyucuları, bu anlatılanlar tamamiyle gerçektir.

İyakşamlar.

Hayatımın en saçma iş görüşmesi hikayesi” üzerine 7 yorum

  1. Evlilik dusunuyo musun, evliysen ne zaman cocuk dusunuyodun vs diye de sorabilirdi cunku is gorusmelerinde komple seni satin almak istiyolar anasini satayim. Kadin boyle bi cikarim yaptigina gore kendini ise vermis mutsuz aile yasantisi olan biri olma olasiligi yuksek.

    Liked by 1 kişi

  2. iyi ki yazdin. bi tek bana denk gelmiyomus özel sektörün egoist zeka yoksunlari dedim. hatta öyle bi icimde kalmis ki yazacak yer bulunca dayanamadim 😀 büyük bi tekstil firmasinin pazarlama departmani icin is görüsmesinde erkek arkadasim olup olmadigini soran insan kaynaklari personeline “konuyla alakasini cözemedim” demek yerine “var” diyip ardindan gelen “meslegi ne,kac yasinda” gibi sorulari da cevapladim. beni degil onu ise alicaklar sanki. bi süre bu cercevede sacma sapan ilerledi mülakat. en sonunda “bi sey olursa burayi basmaya kalkmasin keh keh” denilince “burayi basmasini gerektiricek seyler mi yasaniyor” diyebilmistim anca o kadar tutabildim kendimi. gülerek konuyu savusturma cabasiyla “aileniz nerede yasiyor” sorusu geldi. ayni sehirde ama ayri evlerde yasadigimizi ögrenince “ilerde cok pisman olursun bak…” tarzinda ögütler silsilesine maruz birakildim. halbuki biz gayet halimizden memnunduk ve dis kapinin dis mandali birinin ögütlerine ihtiyacimiz yoktu. özel sektörün genisligi resmen yönetici simarikligina yol aciyor kendilerinde her hakki görüyorlar, mesafe/saygi anlayislari yok.

    Liked by 1 kişi

  3. okurken gerildim nasıl bi densizlik ya. panik analizi gibi saçma bi şey olabilir evet, hatta “bakalım ketum biri mi, uluorta aile hayatını anlatırsa fişini çekeyim yarın bi gün benim kirli çamaşırlarımı da ortaya döker nemelazım” gibi dümdüz gerzek bir mantık da olabilir gibime geliyor. ve sabrınıza hayran kaldım, ben sanırım ağlayarak odayı terkeden güruha dahil olurdum hajash

    Liked by 1 kişi

  4. Bence senin sakin kalman onu daha çok delirtmiş olucak ki yüklendikçe yüklenmiş. Üzerinde baskı oluşturup nasıl davranacağına da bakmış olabilir. Bence sakinliğini korumakla iyi yapmışsın 🙂

    Liked by 1 kişi

  5. anne baba meslegını genelde nasıl bir çevrede yetiştigini ogrenmek için soruyorlar diye dusunuyorum. örneğin bir müdürün teorisi anası babası memur olan memur gibi çalışır,hırslı olmazken diğerinin teorisi ise anası babası memur olan işinin ve paranın kıymetini bilir, düzenli çalışır, mucadeleci olur hele ki surekli tayın gorduyse ortama adaptasyonları kolay olur idi.
    beni yaralayan şey bu yazı da; mutercım tercumanlık mezunuyum ve allahın belası sikimsonik angarya lise mezununun da yapacagı işler için “top executive assistant”, “expat assistant” , “department assistant”, “ceo assistant” adı altında sekreter çalıştırmaları.ve aynen dediğin gibi çeviri yaptırıyorlar hiçbir yerde de adın çevirmen diye geçmiyor. bu ilanlara bak hep mutercım tercumanlık, ingiliz dili ed, aerikan kült ed. mezunları arıyorlar. ULAN O SİKKO İBBF OKUYANLARDAN KAT BE KAT YUKSEK PUANLA GIRDIK BİZ BU BOLUMLERE. eşşşekler gibi sunumlar hazırladık, metin analizleri yaptık, paperlar yazdık.
    sana şöyle söyliyim tercumanlık mezunuyum, uluslararası ılışkıler masterım var ve ceo ya kahve yapıyorum. çünkü asistansın! onceki işimde de müdürün kızının cografya odevını yaptırmışlardı.(mal ya da basıretsiz de değilim)

    Beğen

yorumunu paylas!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s