Gündeme dair


Bu yazının konusunun her zamanki gibi kullandığım rimeller, dünyanın en iyi keki gibi tırı vırı ancak insana keyif veren şeyler olmasını isterdim, gerçekten. Öyle olmayacak.

Özgecan’ın katlinden beri içimden, sizin de muhtemelen olduğu gibi, hiçbir şey yapmak gelmiyor. Kafam dev bir boşlukla meşgul. Bütün gün ekşisözlük, twitter, #sendeanlat okuyorum, göğsüme öküz oturuyor ama şaşırmıyorum. Farkettim ki ben artık pek bir şeye şaşıramıyorum. Şaşıramamak beni derinden üzüyor, şaşıramadığım için herkes adına utanıyorum.

Özgecan’ın acısı hafiflemeden yeni bir haberle uyandık bugün. Nuh Köklü, adını daha önce duymadığımız bir vatandaş, penceresine kar topu, tekrar ediyorum, bilmediğinizden değil inanılması güç olduğundan, penceresine kar topu gelen bir esnaf, tekrar ediyorum, yine aynı sebeple, bir esnaf tarafından bıçaklanarak öldürülmüş.

Ben, modern toplum standartlarına göre çok olmasa da, ülke geneline göre şanslı bir ortamda, şehirde büyüdüm. Bana toplu taşımada taksici, dolmuşçu kötü bir davranışta bulunmadı, esnaftan kabalık bile görmedim. Toplu taşıma araçlarında, sokakta tacize uğradım, 3 kere, evet sayıyorum, biri 12, biri 15 ve diğeri 23 yaşında olmak üzere, kaçırılmaya çalışıldım. Şanslı olduğumu yazmıştım yukarıda, işte ben toplumun şanslı sayılabilecek üyelerindenim. Çünkü başıma bir şey gelmedi, ölmedim, yaralanmadım, şanslıydım, şükrettim.

Şükretmenin garip bir tabir olduğunu o anlarda kullanırken de farkındaydım. Başına gelen iyi bir şeye şükretmem gerekiyordu, ben başıma daha kötü bir şey gelmediği için şükrediyordum. Yani her zaman daha kötüsü olabileceğini biliyordum, şansıma şükrediyordum, bir kadın olarak yolda yürümenin, otobüse binmenin hiç tahmin edemeyeceğim şekilde sonuçlanabileceği konusunda, üstünde fazla durmadığım bir kabullenme vardı.

Benim bulunduğum yerde eskiden, ‘kadın tahrik etmiştir’ diye bir söylem akıllara bile gelmezdi, zira ben de 12 yaşında spordan çıkmış, al yanaklı dombili bir bebeyken ‘annen gönderdi, seni almamı söylüyor kendisi belediyede başkanın yanında’ bahanesiyle beni arabasına almaya çalışan memuru tahrik ettiğimi sanmıyorum. Nitekim annem o ara arabayla karşıdan geliyordu ve az sonra dev bir kavga yaşanacaktı, ardından da şikayet ve dava isteklerimiz, ailemizde bir erkek olmaması dayanağı ile aşağılamalar ve inkarlarla geri çevrilecekti, üstüne üstlük belediye binasından kovulacaktık. En azından ‘kızınız memurumuzu tahrik etmiş Sibel Hanım’ gibi bir şey duymadık – ne diyorum ben ya, neredeyse yine şükrediyordum, alışkanlık işte…

Ya da bundan 2-3 sene önce, gündüz gözüyle Alsancak’ın arka sokaklarından birinde bulunan annemin atölyesine giderken, önce yavaş yavaş takip edip daha sonra arabadan sarkıp kolumdan tuttukları gibi arkalarından sürükleyen azgın adamların, kadın olmam ve sokakta yürüyor olmam dışında, kamışlarına su yürütecek bir şey yaptığımı sanmıyorum. Toplum içersinde yerden yere vurulan, insandan bile sayılmayan komşu transeksüel ablaların balkonlarından arabaya saksı atıp, bir kaçının da sokağa dökülmesiyle kurtulabilmiş ve ‘biz buradayken sana hiçbir şey yapamazlar ablacım’ cümlesiyle teselli edilmiştim.

İnsanların toplum içersinde istedikleri zaman, istedikleri her şeyi, otobüsteki güzel kıza bakarak cinsel organıyla oynamasından, dolmuşa binen kıza tecavüz edemeyince dövmesinden, yakmasından, ellerini kesmesinden, dükkanına kar topu gelmesi bahanesiyle eylem yapan bir vatandaşı ‘deli raporum var ceza almam al sana al sana’ güveniyle öldürebiliyor oluşuna kadar, yapabileceklerini düşünmeleri, ülkedeki kayıp adalet ve olmayan sağduyunun tek bir megamind’dan çıkan dev bir ego organizmasının sebep olduğunun tasdikli örnekleri adeta. İmamın osurup, cemaatin sıçması artık bir atasözü değil, ülke resmen bok kokuyor.

Kurallar bolluğunda yaşanan bu büyük kuralsızlık bolluğu tamamen delirdiğimize işaret. Durmadan çıkan yeni yasalar, yeni kurallarla yönetilirken nasıl oluyor da hayatımızın bağlı olduğu pamuk ipliği günden güne bu kurallarla inceliyor oturup biraz düşünmek lazım.

İç güvenlik yasası konuşulurken çekiçle kavga edilen bir meclise sahip bir ülkeden belki de çok şey bekliyoruz bilemiyorum.

yorumunu paylas!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s