Hop, neler oluyor?


Aylardır ağlaşıp, kilo almam dünyanın sonuymuşçasına her yönteme başvurduğum kilo verme serüveninin sonuna geldik. Kilo verdim ve hayatımda hiç bir şey değişmedi…

Tabii ki de birden bire hayatımın toz pembe olmasını beklemiyordum ancak kafamda o kadar büyütmüşüm ki bu meseleyi, eski halime dönünce her işime daha iyi odaklanırım, moralim daha zor bozulur falan sanıyordum. Öyle olmadı, kilo vermiş olmamın umrumda bile olmaması oldukça şaşırtıcı. Ha belki çok uğraşıp bunu başarsaydım o dev tatmini yaşayabilirdim ama o iş de öyle olmadı.

Nasıl kilo verdin yaz bloga diyenleriniz için ne yazacağım şimdi diye uzun uzun düşündüm, çünkü kilo vermemin tek sebebi iştahımın çılgınca kesilmesi ve yemek yemeyi sadece hayatta kalmak için yapmamdı. Bazen bana böyle oluyor, durduk yere iştahım kesiliyor ve kilo veriyorum. Hayatı uçlarda yaşadığım diğer bir mesele bu sanırım, nasıl ki bi insana ya çok değer verip ya da hiç varolmamış gibi davranabiliyorsam tüketim çılgınlığım da aynı şekilde, ya gömmek ya da hiç beslenmemek arasında gidip geliyor.

Sağlıklı mı? Asla değil, muhtemelen reformer ve koşu ile arttırdığım kas kütlemin çoğunu erittim zira ne yapsam yoruluyorum. Eskiden pehlivan gibi saatlerce fiziksel aktiviteye maruz kaldığımda bile nefesim kesilmezken geçen gün banyodan çıkarken baş dönmesinden gözümün önünde flaşlar patladı.

Nasıl kaçtı bu iştah konusuna gelince, herşey şu kanlı ay denen illetle başladı diyebilirim. Gezegenler ne derece etki ediyor bilemiyorum ancak denizleri bile gelgitlerle hacıyatmaza çeviren ay kesinlikle hayatımızı bi nebze de olsa dürtüyor diye düşünüyorum.

Kanlı ay dönemi benim için cidden kurtlar vadisi aksiyon seviyesinde geçti, duygusal gel gitler, sosyal ilişkilerimde yaşanan karşılıklı yanlış anlaşılmalar, kararsızlıklar, sabırların taşması beni oldukça bıktırdı ve ekşi bir insan haline getirdi. Aslında bu durumdan memnunum zira az önce bahsettiğim uçlarda yaşama konusunda olduğu gibi, insan ilişkilerimde de ya sonsuz bir sabır ve anlayış timsali ya da taş kalpli bir sadist olduğumu düşünürsek, ikisinin arasını buldum diyebilirim. Ben aslında sinirli bir insanım neden kendimi sabırlı olmaya zorladığım konusunda hiç bir fikrim yok, ayrıca aşırı hoşgörü fena bir şey, insanlar senin de duyguların ve fikirlerin olduğunu unutuyor, bir noktada karakterinden ödün veriyorsun yani. Ayrıca o sabrın taşmasının getireceği büyük tufanın yıkımı arada sırada çıkan esintiden daha büyük oluyor, dolayısıyla hoşgörü ve sabır olaylarını baya bi azalttım. İyi oldu.

Duygusal kısmı bi kenara bırakacak olursak, kanlı ay dönemi yaşadığım saçma sapan şanssızlıklarla da nefesleri kesmeyi başardı. Bilgisayarımı kırmamla başlayan bu döngü siyatik ağrısı ile 3 günümü yatalak geçirmeme, ayağa kalktığım gün ise fırın kapağını kırmamla devam etti. Bunun yanısıra Mayıs ayından itibaren işsiz kalma gibi bi durumum var o kısma hiç girmiyorum bile, düşündükçe ensemden bir ürperti başlıyor. Bu esnada en ufak streste kendinden geçen cildimin de ortalığı halk konseri sonrası şehir meydanına çevirdiğini eklemem gerekiyor.

Kozmik ironinin üstümde oynadığı oyunun özeti bu oluyor kısacası, aylardır vermeye çalıştığım kiloyu verdim ve hiç tatmin olmadım. Salak salak, önemsiz şeyleri çok isterseniz oluyor, olmuyor değil ancak pek bir keyif alamıyorsunuz yani. Yine de hafiflemek güzel şey, aldığım 8 kilonun 6sını verdim, daha da veririm gibime geliyor zira yemek yapmak bile artık keyiften çok külfet gibi geliyor.
Ülke gündemi hakkında yorumsuz kalmak istemiyorum ancak konuş konuş bir şey olduğu yok, o yüzden o konuyu pas geçip The Beatles’ın aslında Stereo değil Mono dinlenmesi gerektiğini savunarak yazımı bitireceğim.

Başka bir konuda The Beatles Mono vs. Stereo konusunu konuşuruz, şimdilik hoşçakalın.

Son olarak eklemeden geçemeyeceğim ne zamandır yazacağım arada kaynıyor; yıl olmuş 2015, ta 14 yaşındayken yaptığımız hype şarkı sözlerini fotoğraf caption’ı yapmayı bıraksak mı artık? Her gördüğümde kafamda asfalyalar atıyor, anladık çok şekilsiniz, çok süper müzik zevkiniz var, ay çok acayip hislisiniz, vereceğiniz sosyal mesaja koyayım, aman neyse bana ne ya.

Hop, neler oluyor?” üzerine bir yorum

  1. Merhaba Berrak ne zamandır bu yazıyı bekliyordum.Ne kadar sürede verdin 6 kiloyu ve reformer’a devam ediyor musun? Teşekkürler:)

    Beğen

yorumunu paylas!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s