Bedenimle barışma yolculuğum ve mutlu son


Dev bir “Oh be!” diyerek başlayayım yazıma, diyet, rejim, kilo verme konularını yıllar sonra kafamdan attığım için mutluyum son bir senedir. Mutluyum derken, gerçekten mutluyum. Meğer bedenimi olduğu gibi kabul edememek ne kadar bunaltıyormuş beni.

Evet arkadaşlar, kendimi topluma beğendirmeye çalışmayı bir senedir bıraktım. Hayır zaten mesele toplumun beni beğenmesi değil, benim kendi kendimi beğenmememmiş. Tabii toplum ve medyanın bu konuda etkisi olmadı mı? Öyle bir oldu ki.

 

image_465_preview_featured

Düşünün, doğduğumdan beri akranlarıma kıyasla kiloluyum. 10 yaşımdan beri kilo vermeye çalışıyorum. 10 yaşımdan beri zihnimin beni en çok meşgul eden kısmı medyanın topluma zaman içerisinde direterek oluşturduğu, kavuşması imkansız normatif güzellik anlayışına ayak uydurmaya çalışarak, kendimi perişan ederek beğenilmek ve kabullenilmek. Aynı ilkokul, ortaokul’daki gibi, onlarla hiç bir ortak özelliğin olmasa bile popüler bir arkadaş grubuna dahil olmayı istemek gibi, kabul edildiğin an aslında istediğinin bu olmadığını anlıyorsun, ve hikayedeki dev twist şu, aslında öyle bir arkadaş grubu yok!

Bedenim gelişmesini tamamladığından (hatta daha öncesinden) beri, 2 senede bir alıp verdiğim 10 kilo ile bunun nasıl bir his olduğunu çok iyi biliyorum.

Yahu ne demek bunca yıl en büyük derdimin bu olması. Şimdi dönüp bakınca ne kadar salaklık etmişim anlıyorum, kendimi nasıl yalan yanlış belirlenen tek bir kalıba sokmaya çalışıp çok değerli vaktimi, enerjimi ve sağlığımı bu konuya harcamışım.

Buna kafamın anca 26 yaşında basması konusunda ise kendim kadar medya ve toplum da suçlu buluyorum. Bireyin objeleştirilmesini, belirli sıfatlar peşinde koşturtulup tek bir kalıba sokulmasını, bu sahte ideale erişince yaşatacağı o hayali tatminin vaadine öyle güzel inandırıyorlar ki bütün kanallarından, nereye baksan o idealin peşinde koşanların oluşturduğu harika bir stereotipiklik var. Önüme gelen bu yanlış örnekler  beni bu konuda en çok besleyen kaynaklar olmuş.

Eskiden sadece ana akım medyada olan bu gizli baskı, artık sosyal medyada da var ve mesele sadece şişmanlık değil. #thinspiration’larla anoreksikliğin ya da #bodypositivity adı altında obezitenin meşrulaştırılması mı dersin, her şeyden var üzerimize afiyet. Bu konuda sağ duyulu olmakta fayda var.


Body Positivity, mümkün olduğunca sağlıklı seçimler yaptığın bir hayata devam ederek bedenini tümüyle olduğu gibi sevmek demek aslında. Nasıl ki 80-100 kilo birinin senin gözüne şişman göründüğü için sağlıksız olmayacağı gibi, 45 kilo biri de senin fikrince aşırı zayıf göründüğü için sağlıksız olmayabilir.

Sağlık meselesine giriyorum çünkü ne zaman biri “kilo versen aslında…” ile cümleye başlasa, üstüne “Sana ne” minvalinde bir cevap alsa, ikinci saldırı noktası “ama ben senin sağlığını düşünüyorum…” oluyor. Kesin konuşmak istemiyorum ama muhtemelen sağlığınızı düşünmüyor, sizi beğeniyor ama yine de doğduğundan beri kendisine empoze edilen standart güzellik anlayışına terssiniz. Ayrıca sağlığımı düşünmek de sana kalmadı. İlla kan tahlillerimi yanımda mı taşıyayım? Daha iyi bir bahane bulunmalı, hatta yok mu arttıran, aslında kimseye göre güzel/yakışıklı olmak da zorunda değiliz, yıl olmuş 2016 hala vır vır vır estetik kaygılar… Ama bu başka bir yazının konusu olsun, birden hararetlendim, dağılmayalım.

 

1


Lise sonda, 3 ayda 85 kilodan aşırı sağlıksız bir şekilde 30 kiloya yakın zayıflayıp sadece saçlarımın çoğunu değil, aynı zamanda hafızamı kaybetmişliğimde var. Ama şimdi bahsedeceğim kilo veriş-alış hikayesi daha yakın tarihli ve bardağı taşıran son damla.

2015 yılında verdiğim son 10 kilo ile mecralarda adeta süperstar olarak anıldım. 10 kiloyu nasıl verdiğimi soranlar çok oldu, o zamanlar kilo vermiş halimle çok beğenildiğim için tek cevabım YEMEDİM oluyordu. Fakat iltifat üzerine iltifat yağarken karşı tarafın bilmediği bir şey vardı, o da hayatımın çok kötü bir döneminde olduğum, günde 3 adet cici bebe ve bir avuç fındık ile beslendiğim, yine nur topu gibi bir beslenme bozukluğu sahibi olduğumdu.

Bu şekilde geçen 2 ay sonunda 8 kilo vermiş, 36 beden pantolonlara giren, bütün vüducu yaralarla dolu ve 3 tutam saçı kalmış, saçına durmaksızın krepe yaparak çaktırmamaya çalışan, enerjisi olmadığı için dışarı çıkmak yerine bahaneler üreten biri haline gelmiştim.

 

img_2996

2015 mayıs

Dışardan baktığımda zayıf duruyormuşum farkında değildim çünkü bence hala vermem gereken 5 kilo vardı, sanırım o 5 kilo herkeste var en azından o noktaya gelmiştim. Artık bitmek tükenmek bilmeyen migren krizlerim ve ben sonunda, o zamanki bana göre, kısmen de olsa zayıflamıştık, gece 3-4 saat uyuyabilirsem kendimi şanslı hissediyordum. Tartıda o kiloyu en son orta 2’de falan görmüştüm sanırım, zaten boyum orta 2’de ne kadar uzadıysam o kadar kaldı 1.60 cm civarında. 40-42 kilo falan da değil bildiğin 54 kiloydum ve bu benim için inanılmaz bir şeydi, yine de kendimi inanılmaz şişman hissediyordum. Anlayacağınız zaten hayatım boyunca akranlarımdan daha kiloluydum, her zaman da bunun farkındaydım, ne yaparsam yapayım şişmandım. Ortaokul ve lise yıllarımda fatshaming yaşamadım mı, yaşadım, her hayatta kalmak isteyen ergen birey gibi benimle dalga geçenlere karşı, onlarla birlikte ben de kendimle dalga geçtim. Tokatlarını yumuşattım.

 

69018791.jpg

Hayatım tekrar rayına oturduğunda, keyifler yerine geldiğinde tabii ki her düzensiz verilen kiloda olduğu gibi yarısından fazlasını geri aldım. Ne çok yemek yedim, ne az yemek yedim, dümdüz 3 öğün beslendim, aşırı karbonhidrat ve fast food yok, şeker zaten minimumda. Peki ben bu kiloları nasıl geri alıyorum? Kendimi o kadar aç bırakmışım ki normal beslenme düzenine döndüğüm an vücudum kendini kurtarmak için, mideme giren her şeyi depolamaya başladı.

Baktım kilo elden gidiyor, beni bir panik sardı tabii. Bu sefer kilo aldım diye bunalıma girdim, kendimi kötü hissettikçe osuruktan diyetler yaptım. Bu dev kilo kaybı sonrası metabolizmam zaten ayvayı yemişti, enerjim hiç yoktu, zaten spor yapmaya motivasyonum da yoktu. Baş ağrıları geçmemiyordu, saçlar daha iyi durumdaydı ama bu kilo alışla birlikte yeniden bunalım artçıları kendini göstermeye başlıyordu.

Yaptığım her sıkı diyet girişimi, kendini kötü hissetme, kilo verememe, mutsuzluk, isyan, 1 kilo daha alma ve kapanış şeklinde bir döngüye giriyordu. Verdiğim 8 kiloyu 11 olarak geri aldım. Geçtiğimiz kış artık “bu bunalım döngüsüyle başa çıkamıyorum, kendimi keseceğim” dedim ve hayatımda ilk kez soluğu psikiyatride aldım. Uzun konuşmalar, bir takım seanslar sonrası bana antidepresan yazıldı. Fakat antidepresan kullanmaktansa, problemi kendi kendime çözmek için son bir şans vermeye karar verdim. Antidepresan kullanmaya çekinmem ise, önyargıdan değil, yan etkilerini gözümün yememesindendi. Bu arada hayatımda beni bunalıma sokacak hiç bir değişim, çekemeyeceğim bir dert yaşanmadığını da belirteyim. Resmen yıllardır kendi kendimi bitiriyormuşum.

Sizi dev klişelere boğmak istemiyorum, “olay kafada bitiyor abi yea!” demeyeceğim, zira olayın kafada bittiğini zannedip çok düzenli diyet yaptığın zaman, o kafa bir dağılırsa gerçekten faka basabiliyorsun. Olayın kafada bittiği tek nokta kendini tanımak, olduğun gibi kendini kabul edip sevmek, ne istediğini bilmek. Ara sıra görüştüğünüz, her seferinde sizi görünce söylediği ilk şey “kilo almışsın/vermişsin” olan kimselerle de iletişimizini minimuma indirmeniz faydanıza olacaktır, zira kimse alınan, verilen kilodan ibaret değildir.

Peki, diyet yapmama kararını verdiğimden beri neler oldu. Camış gibi yemeğe abanmadım, zaten kendimi kısıtlamadığım zaman daha sağlıklı tercihler yapmaya başladığımı farkettim. Öncelikle ilk ay sonrası baş ağrılarım neredeyse tamamen ortadan kalktı, cildim düzeldi, saçlarım eskisi gibi aslan yelesi yine. Uykularım düzene girdi, neşem yerine geldi. Artık hayatımdaki gerçek problemlere odaklanıp, onlara çözüm arayabiliyorum. Sağlıklı ve dengeli beslenerek yavaş yavaş da olsa kilo verebiliyorum, kendimi ve nerede durduracağımı biliyorum. En önemlisi de mutluyum. Dümdüz mutluyum.

 

img_2491

2016 yaz

Kötü beslenip, mutsuz bir hayat yaşayarak, kendimi durmadak çirkin ve uyumsuz hissederek bu seneye kadar ömrümden kaç yıl kopardım, eğitim ve kariyer şanslarımdan kaçına odaklanamadım, hangi fırsatları teptim bilemiyorum, ama nereden kurtarsak kardır.

İdeal vücut ölçülerine ulaşmak kişinin hayatta en çok istediği şey olabilir, mutluluğu gerçekten buna bağlı da olabilir, bunu asla yargılamıyorum, ama benim değilmiş. Olursa iyi olur, sağlıklı ve mutlu bir şekilde olursa çok daha iyi olur, fakat artık kendimi bu konuda hırpalamayacağım. “Tek derdimiz bu mu kaldı?” diye düşünüp bu konuyu küçümsemek isteyenler de olacaktır, bazılarımız için bu durum hayata direkt olarak etki ediyor, eğer sizin etmiyorsa dert yarıştırmanın bir anlamı olmadığı kanaatindeyim.

İnsanın kıyas kabul etmeden kendi bedeninde mutlu ve sağlıklı olmayı istemesi kadar sade ve normal bir istek yok, fakat bunu belirtirken bile paragraf paragraf kendimi açıklamam gerekiyor gibi hissediyorum. İşte toplumsal normların, en azından çoğunun, kırılması gerektiğine dair güzel bir örnek.


Ben bu konuyu kendi problemim olan kilo konusunda ele aldım, fakat bu body positivity akımı sadece kilolu kadınları değil, topluma empoze edilen normatif ve performatif estetik ve cinsyet rolü konularını da kapsıyor. İster büyük burnunuzdan mutsuz olun, ister dar omzunuzdan ya da vücudunuzdaki doğum lekenizden, engelinizden… Bu durumu, sağlığınıza bir engel teşkil etmediği sürece, siz istediğiniz sürece, bir kusur olarak görmeyip kendinizi bir bütün olarak sevdiğiniz ve beğendiğiniz vakit hayat güzelleşiyor. Söylemesi kolay, cesaret istiyor biliyorum fakat sen kendini sevmezsen, ben kendimi sevmezsem dünya iyiden iyiye sığ ve yüzeysel sorunlarla boğuştuğumuz bir yangın yeri oluyor. Toplum önceden belirlenmiş, kısıtlayıcı ve sahte ideallerine uymadığı halde kendini seven insanlardan pek hoşlanmıyor, ama alışacaklar elbette.

 

b1aab146-169a-4079-82f3-ed4fe2a421cb-jpg

Bu ideal beden imajı meselesinin, ticari olarak özellikle kadınlara pazarlanan bir balon olduğundan da bahsetmek istiyordum fakat bunu hepimiz biliyoruz artık sanırım. Ulaşmamızın mümkün olamayacağı çıta her zaman orada olacak, çünkü piyasada satılmayı bekleyen onlarca mal ve vaat ettikleri hayaller var. Artık markalar reklamlarında body positivityi sıklıkla kullanıyor, akımın şu an trend oluşunun buna sebep olduğunu biliyorum, yine de çıkarcı bir yaklaşım da olsa duyarlılık duyarlılıktır demeden duramıyorum, çünkü eskiden o da yoktu.

Bir yandan da body positivity akımını kötüleyip, sağlıksızlığı ve tembelliği savunduğunu iddia edenler, güzellik algısının toplumsal bir inşaa olmadığını savunanlar var ki, kendimizi sevmeye bu kadar yaklaşmışken, insanların anlamsızca bunu baltalamasını affedemiyorum.

Ben kendi vücut ölçülerimi kabullenip, kendimi hakikaten beğenip, sevmeyi son 4-5 aydır öğreniyorum. Sağlığım ve psikolojik durumum hiç olmadığı kadar yerinde. Instagram’a koyduğum fotoğraflara gelen yorumlardan kamu oyu yoklaması yaparak tepkileri “öküz gibi olmuşsun”, “berrak noldu da kilo aldın, geçen sene çok güzeldin” ‘den, “anladık be şişmansın ama özgüvenin yerinde” ve “öh maşallah” ‘a çekmeyi başarabildim, bence baya umut var. Siz de deneyin.

Not: Bedenini olduğu gibi kabul etmek, sevmediğiniz bir köşenizi düzeltmek için elinizden geleni yapmayı bırakmak demek asla değil. Estetik operasyon düşmanlığı hiç değil. Diyet ve spor düşmanlığı, tembellik ve şişmanlığa övgü tabii ki değil. Herkesin kendi bedeni, isteyen istediğini yapar, kimseye de yargılamak düşmez çünkü herkesin ideali kendine, önemli olan gönüller rahat olsun, bedenlerden sağlık fışırsın ❤

– Berrak

 

Bedenimle barışma yolculuğum ve mutlu son” üzerine 14 yorum

  1. Hayati boyunca kilolu olmus bi insan olarak gercekten dediklerini o kadar iyi anladim ki. Ben de uzun sure kendimden memnundum aslinda ama alttan alttan o dislanmayi her zaman hissetmem en sonunda bi patlayisa sebep oldu. Diyetisyenle kilo vermeye calisiyorum su an sonuc tabi ki belirsiz ama bu dislanmalari atlatmak icin baska care bulamadim 😦 Umarim ben de bu bilince erisirim yazin bana umut oldu. Tesekkurler 🙂

    Beğen

    • Sorunlu bulduğun kısımlarını değiştirmeye çalışmak hiç sorun değil ki önemli olan hayatında sıkıntı yapacak derecede kendine küsmemek. Umarım istediğin sonuçlara erişirsin ama bu yolda kendini sevmeye devam etmeyi ihmal etme 💕

      Beğen

  2. Senin gibi çocukluktan beri kilolu ve ergenliği boktan eti formlara abanmali diyetlerle gecen biriyim. En son kilom daglara ciktiginda buna bir dur demeye karar verip ama tatil canimi da çok sıkmak istemedim ve zayiflama hapi kullandim. Haplar carpinti, mide bulantisi ve istahsizlik yapip benim kendi kendime beceremedigimi yapmami sagliyor, yiyemiyordum. Tamam oldum ben artik deyip ilaci biraktiktan 1 sene sonra basladigimdan daha şişman oldugumda bu isin boyle armut pis agzima dus olmayacağı tokat gibi carpti suratima. Artik “yüzü çok güzel ama biraz daha zayif olsa”lardan da fazlasıyla sıkılmis biri olarak okudum arastirdim doğru olani öğrendim yemek yemeyi sevdiğim icin dengelemeliydim spor yapmayi da sevdim ve o günden beri yaklaşık 4 senedir kendimi kisitlamadan sikmadan bogmadan ne ac kaldim ne kilo aldim. İste bu yüzden yazinin her bir kelimesinde hissettiğini çok iyi anliyorum.

    Not: 1 sene once kullandigim o ilaçtan olduğunu düşündüğüm nur topu gibi bir tiroid yetmezliği problemim olduğunu öğrendim. Caresiz degil ama hayatim boyunca tasiyacagim bir dersim de oldu artik.

    Beğen

  3. merhaba. 116 kilodan şimdilik 72 kiloya düşmüş bir kadın bireyim. komşularımdan arkadaşlarıma, annemden apartman görevlisine, doktor arkadaşlarımdan yoldan geçen adama kadar o kadar sık “aslında çok güzelsin biraz kilo versen mükemmel olacaksın hem sağlığını da düşün biraz” gibi hatta türevleri o kadar çok şey dinledim ki. 86 kiloya ulaştığımda defalarca diyet girişiminde bulundum ama hepsi olumsuz sonuçlandı. tüp mide operasyonundan piyasada, eczanede satılan vücuttan yediğin tüm yağı attıran bir sürü ilaç kullandım ve sonuçta 116 kilo oldum. iki sene hiçbir şey yapmadım ve kilomu korudum. iki sene sonunda bu sefer gerçekten isteyerek, kimsenin ne dediğini dinlemeden zayıflamam gerektiğini düşündüm. tahmin edersin ki herkes ama herkes diyetisyen maşallah. “aslında şu da hızlı kilo verdiriyormuş. kaynım bilmemne otuyla 20 kilo verdi onu da kullan” ya da benzeri her şeye kulak tıkayarak diyet yapmak istedim bu sefer. ve ilk defa vücudumu dinleyerek yaptığım diyet işe yaradı. şimdilik 44 kilo verdim. devam ediyorum diyete ve spora. asla aç kalmıyorum. hayvan gibi tatlı yiyorum mesela. asla kesemedim ve anladım ki kesmeye gerek yokmuş. o waffleı yemek o an beni mutlu edecekse yiyorum. ve dünya üzerinde belki de en keyifli şey olan yemek yemekten vazgeçmiyorum. ama o bol karbonhidratlı çok şekerli şeyi yiyeceksem günün ilk saatlerinde yemeyi tercih ediyorum artık ve sonrasında da sağlıklı ya da düşük kalorili bir öğünle kapatıyorum günü. böyle daha mutlu muyum? kesinlikle evet. ama 112 kilo olan ablama örnek gösterilmekten nefret ediyorum bu sefer de. “bak kardeşinin yaptığını yap sen de. aslında isteyince oluyormuş, ona sorsana ne yaptıysa, kızım ablana da anlat onu da gaza getir” gibi bir sürü şey savuşturmak zorundayım şimdi de. biliyorum, müthiş ve zor bir motivasyon. biliyorum, verilmesi gereken 60 kilo bütün hevesi kırıyor ama kimseye anlatamıyorum. her konuşmam içimden büyük harflerle “SENİN BEN BİLMEM KAÇ KİLO VEREN ELTİNİN BACAĞINA SIÇSIN ABLAM” şeklinde bitiyor. İYİ AKŞAMLAR BERRAK. BUGÜN ÇOK GÜZELSİN. :-*

    Beğen

  4. Hiç kilo problemi yaşamadım, neredeyse yürümeye başladığımdan beri spor yaptım ve bıraktıktan üç dört sene sonra hala iğrenç beslendiğim halde nefretlik bir fitlikteyim, yazının başlığını görünce de heh yine tembel biri şişmanlık övücek demedim dersem yalan olur. Ama insanların hele ki kadınların, bir diğer kadına böyle aşağılama tavrıyla yaklaşması (ne yazık ki benim az önce yaptığım gibi) her birimizin zihninin dibindeki o rekabetin de bir ürünü sanırım. Okuyunca utandım, kendini sevmek kadar gerekli ve doğal bir şeyi yapmana engel olmaya çalışır buldum kendimi. Umarım söylediklerini anlar ve uygular okuyanlar 🙂

    Liked by 1 kişi

  5. Sana bayılıyorum!

    Imza: depresyadan cildirmis ve yarin psikiyatriye gidip hayattan azicik keyif almak adına ilac yazdiricak bir ciroz.

    Hep mutlu kal.

    Beğen

  6. ergenlikte 19 kilo aldim.boy desen kısa,tombul tombul geziniyorum ha ama mutluyum. yeni liseye baslicam. lise 1de anoreksiyaya kadar giden yeme bozuklugumu, lise 2de tekrar kilo alışım takip etti. ardından 3-4u aclıklar ve sonrasında gelen ataklarla gecirip, en son bulimiayla kapattım. simdi bakınca “lan ben naapmisim” diyorum kendime.en guzel senelerimi mahvettim.sonra zor oldu,gercekten zordu,ama dedim ben yaparım.duzelttim yememi icmemi,yıllar oldu. ama mide gazları, en ufak bi yemek sonrasi mide yanmaları, dokulen saclar, deri problemlerim yanıma kaldı. toplum öyle bi norma sokuyo ki insanları, herkes 90-60-90. peeh. yazılarında o kadar kendimi gördüm ki yazmak istedim berrak. yuru be,agzina saglik

    Beğen

  7. Seninle aynı şeyleri yaşadım hemen hemen o kadar güzel anlatmışsın ki okurken kendimi gördüm. Çok zayıf olsan kilo al kilolu olsan kilo ver insanları memnun etmek imkansız en güzeli kendimizi memnun etmek. Bi de seni sürekli kilonla yargılayan insanlardan uzak durmak en güzeli her gördüğünde kilo almışsın falan seni bundan ibaret sanmamalılar enerji vampirlerinden uzak durmak gerek çok beğendim yazını inşallah devamı gelir 😋🤘🏻

    Beğen

  8. Merhaba Berrak,
    Bu yazin icin cok tesekkurler.
    Baska bir yazinda da nasil kendini boyle kabul etmeyi basardigindan bahsedebilir misin?
    Biliyorum yukarda bazi noktalara deginmissin, mesela nasil canina tak ettigine,bazi insanlarla gorusmemek gerektigine, algilarin sosyal olarak insa edildigini kavramanim onemli bir farkindalik olduguna ve bunlarin sendeki kendine olan sevgiyi ve kabullenisi nasil tetikledigine..
    Benim asil ilham almak istedigim nokta, o karanlik dusunceler aklina usustugunde neler yaptin? Pratikte nasil mucadele ettin bu hastalikli guzellik anlayisiyla ve neler yaparak hayatini daha iyi bir hale getirdin? Gunluk yaptigin seyler var miydi kendini oldugun gibi sevmek icin vs? Umarim anlatabilmisimdir. Bu konuda da tecrubelerini paylasirsan cok sevinirim.
    Sevgiler,
    Ilay

    Beğen

  9. Berraaaak,
    Seni yıllar önce twitterdan takip ediyordum. Evet zayıftın ama ara ara dertliydin hatırlıyorum o zamanlar sanki. Sonra ders çalışmaya verdim kendimi, twitterı falan kapadım, seni de görmedim ne zamandır. Bugün müzik dinlerken aklıma sen geldin ya berrak ne güzel şarkılar keşfediyordu noldu ona diye..Ve kendimi burda buldum. Yazını çok beğendim. İnan ben de 3-4 yıldır etrafımdan sürekli “sen yine kilo mu aldın?” sorularını duyuyorum. Her gün beni gören insanlar, her gün bunu tekrarlıyorlar. Ama inanır mısın umrumda bile değil sorular, verilen tavsiyeler falan. Evlendim mesela, “bari düğünden önce kilo ver”ciler türedi o ara. Vermedim tabi 🙂 Kilo aldım, çünkü ben de mutlu olduğumda kilo alırım. Asla kederden kendini yemeye veren bir insan olmadım, hep süzüldüm, üzüntülerin içinde kilo vermek beni tek sevindiren gerçeklik olurdu. Sigarayı bıraktım, sağlıklı olduğunu düşündüğüm ve sevdiğim şeyleri yiyorum.

    Yalan değil, zayıf olduğum zamanları özlüyorum fotoğraflarda karşıma çıkınca. Ama fotoğrafları görünce o depresif zamanları hatırlıyorum ruhum sıkılıyor, ya Allah dert vermesin diyorum 🙂 Body positivity ile ilgili okuma yapacağım, teşekkürler.

    Seni tekrar gördüğüme sevindim.
    Sevgiler

    Beğen

  10. Geri bildirim: Öz bədənini sev. (bədən olumlama hərəkəti) – Nermine Mirzeliqizi

yorumunu paylas!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s